İşsizim, neler yapabilirim?

İşsizlik Ödeneği nasıl alırım?

İşsizlik ödeneği nasıl alırım?

İşsizlik Ödeneğinin Tanımı

Sigortalı işsizlere yasada belirtilen şartları taşımaları halinde işsiz kaldıkları dönem için belirli süre ve miktarda yapılan ödemedir. 

İşsizlik Ödeneğinden Yararlanma Koşulları

 

  • Kendi istek ve kusuru dışında işsiz kalmak,
  • Hizmet akdinin sona ermesinden önceki son 120 gün hizmet akdine tabi olmak,
  • Hizmet akdinin feshinden önceki son üç yıl içinde en az 600 gün süre ile işsizlik sigortası primi ödemiş olmak,
  • Hizmet akdinin feshinden sonraki 30 gün içinde en yakın İŞKUR birimine şahsen ya da elektronik ortamda başvurmak,

 

İşsizlik Ödeneğine Başvuru

Hizmet akdinin feshinden sonraki 30 gün içinde en yakın İŞKUR birimine başvurmak gerekmektedir. Başvuru, İŞKUR birimine şahsen gelerek veya elektronik ortamda www.iskur.gov.tr adresinden yapılabilir. Mücbir sebepler dışında 30 gün içerisinde başvurulmaması halinde, başvuruda gecikilen süre, toplam hak sahipliği süresinden düşülmektedir.

İşsizlik ödeneğinin ödenebilmesi için sigortalı işsizlerin iş almaya hazır durumda olması gerekmektedir. İşsizlik ödeneği başvurusu ile kişinin iş arayan kaydı yapılmakta veya güncellenmektedir. Böylece sigortalı işsizlerin danışmanlık, işe yerleştirme ve mesleki eğitim hizmetlerini alması sağlanmaktadır. Dolayısıyla, vekâletname ile başvuru yapılması imkanı bulunmamaktadır. 

İşsizlik Ödeneğine Hak Kazananlara Sunulan Hizmetler

 

  • İşsizlik Ödeneği
  • Genel Sağlık Sigortası Primleri
  • Yeni bir iş bulma
  • Meslek geliştirme, edindirme ve yetiştirme eğitimi

 

İşsizlik Ödeneğinin Süresi

hizmet akdinin feshinden önceki son üç yıl içinde;

 

  • 600 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere 180 gün,
  • 900 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere 240 gün,
  • 1080 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere 300 gün,

süre ile işsizlik ödeneği verilmektedir.

İşsizlik Ödeneği Miktarı

Günlük işsizlik ödeneği, sigortalının son dört aylık prime esas kazançları dikkate alınarak hesaplanan günlük ortalama brüt kazancının %40’ı olarak hesaplanmaktadır. Bu şekilde hesaplanan işsizlik ödeneği miktarı, aylık asgari ücretin brüt tutarının %80’ini geçememektedir. İşsizlik ödeneği damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaz.

 

2022 yılı için aylık işsizlik ödeneği hesabı

  Son 4 Aylık Prime Esas Kazançların Aylık Ortalaması Hesaplanan İşsizlik Ödeneği Miktarı Damga Vergisi

Oranı

Ödenecek İşsizlik Ödeneği Miktarı
Son 4 Ay 2022 Yılına Ait Asgari Ücretle Çalışan 5.004,00 2.001,60 0,00759 1.986,41
Son 4 Ay 2022 Yılının ikinci dönemine Ait Asgari Ücretle Çalışan 6.471,00 2.588,40 0,00759 2.568,75
Son 4 Ay 9.750 TL ile Çalışan 9.750,00 3.900,00 0,00759 3.870,40
Son 4 Ay 15.000 TL ile Çalışan 15.000,00 6.000,00(*) 0,00759 5.137,51
(*)  Hesaplanan işsizlik ödeneği miktarı, aylık asgari ücretin brüt tutarının %80’ini geçemeyeceği için işsize ödenecek aylık işsizlik ödeneği bu şekilde hesaplanmıştır. 2022 yılında asgari ücret 1.01.2022 – 30.06.2022 dönemi için brüt 5.004,00 TL,  1.07.2022–31.12.2022 dönemi için ise brüt 6.471,00 TL dir.

 

İşsizlik Ödeneğinden Yapılan Kesintiler

İşsizlik ödeneği damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesintiye tabi değildir, nafaka borçları dışında haciz ve başkasına devredilemez.

İşsizlik Ödeneğinin Ödenmesi

İşsizlik ödeneği başvuruları izleyen ayın sonuna kadar sonuçlandırılır. İşsizlik ödeneği, her ayın beşinde aylık olarak işsizin kendisine ödenir. Ödeme tarihini öne çekmeye Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı yetkilidir. 

Sigortalı işsizlere ödemeleri, Kuruma bildirdikleri Banka Hesap numaraları (IBAN) aracılığıyla, hesap numaralarının eksik veya hatalı bildirilmesi durumunda ise en yakın PTTBank aracılığı ile yapılmaktadır.

 

İşsizlik Ödeneğinin Kesildiği Haller

İşsizlik ödeneği almakta iken;

 

  • İŞKUR tarafından teklif edilen mesleklerine uygun ve son çalıştıkları işin ücret ve çalışma koşullarına yakın ve ikamet edilen yerin belediye mücavir alanı sınırları içinde bir işi haklı bir nedene dayanmaksızınreddedenlerin,
  • Çalışma hayatını inceleme ve denetleme yetkisine haiz müfettişlerce veya kamu idarelerinin denetim elemanları tarafından yapılan denetimlerde Kurumumuzdan işsizlik ödeneği aldığı dönemde kayıt dışı olarak çalıştığı tespit edilenlerin,

işsizlik ödenekleri tekrar başlatılmamak üzere kesilmektedir. 

  • İşsizlik ödeneği aldığı süre içinde herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan yaşlılık aylığı almaya başlayanların ödenekleri “Emeklilik” gerekçesiyle yaşlılık aylığını almaya başladığı tarih itibarıyla kesilir.
  • İŞKUR tarafından önerilen meslek geliştirme, edindirme ve yetiştirme eğitimini haklı bir neden göstermedenreddeden veya kabul etmesine karşın devam etmeyen ve haklı bir nedene dayanmaksızın Kurum tarafından yapılan çağrıları zamanında cevaplamayan, istenilen bilgi ve belgeleri öngörülen süre içinde vermeyenlerin işsizlik ödenekleri kesilmektedir. Ancak, bu hallerin sona ermesi durumunda, ödemelere yeniden başlanmaktadır. Ödemenin süresi başlangıçta belirlenmiş olan toplam hak sahipliği süresinin sona erdiği tarihi geçememektedir.

 

Sağlık Hizmetinden Yararlanma

İşsizlik ödeneği alanlar genel sağlık sigortası kapsamında olup, işsizlik ödeneği ödenen günler için, ilgililer adına sadece genel sağlık sigortası primleri İşsizlik Sigortası Fonundan yatırılmaktadır. Ödenek alanların bakmakla yükümlü olduğu kişiler de genel sağlık sigortalısı kapsamında sağlık hizmetlerinden yararlanabilmektedir. 

 

İşsizlik Ödeneği Alırken Yapılması Gerekenler

İşsizlik ödeneği alınan süre içinde;

  • ikamet adresinin değişmesi,
  • herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan yaşlılık aylığı alınması,
  • yetkili sağlık kuruluşunca istirahatli kılınması,
  • silahaltına alınılması,
  • yurtdışına çıkılması,
  • bir işte çalışmaya başlanması veya
  • mahkeme kararıyla işe iade edilmesi,

hallerinde durum 15 gün içinde en yakın İŞKUR birimine veya Alo170’e bildirilmelidir.

İşsizlik ödeneğinden yararlananlar, kendi kusuru ve bilgilerdeki eksiklik veya yanlışlık nedeniyle yapılan fazla ödemeleri yasal faizi ile birlikte ödemek zorundadır.

İşsizlik Ödeneği Yeniden Başlatma Durumu

Ödenekten yararlanırken, işsizlik ödeneğinden yararlanma süresi doldurulmadan tekrar işe girilmesi ve işsizlik ödeneğinden yararlanmak için gerekli olan şartları yerine getiremeden yeniden işsiz kalınması halinde daha önceden hak edilen işsizlik ödeneği süresi dolduruluncaya kadar ödenekten yararlanılabilinir. Kalan hak sahipliğinin devamında İŞKUR’a başvurulan tarihten itibaren ödemeler gerçekleştirilir.

 

Hak kazanma şartlarını sağlamak suretiyle yeniden işsiz kalınması halinde ise sadece bu yeni hak sahipliğinden doğan süre kadar işsizlik ödeneği ödenir.

Kiracılar ve hakları

Kapitalist serbest piyasa ekonomisinin bir sonucu olarak kiracılar kanun hükümleri dışında yalnızlaştırılmış durumda. Bir yerdeki kira veya satış bedelinin nasıl belirlendiği veya neye göre arttığı tamamen serbest piyasanın elinde. Kamu eliyle rayiç bedellere dair bir üst sınır belirlemesi maalesef yok.

Google verilerine göre son 90 günde “Sözleşmesi kiracı nasıl çıkarılır” sorusunun aramalarında yüzde 500 artış meydana gelmiş. “Kiracı kirayı kaç gün geciktirebilir” aramasında yüzde 400, “5 yılı dolduran kiracı” aramasında yüzde 250, “Kiracı hakları 2022” aramasında ise yüzde 150 artış meydana gelmiş. Son 5 yıla baktığımızda ise “Kirasını düzenli ödeyen kiracı nasıl tahliye edilir” cümlesi yüzde 1700 daha fazla aranmış.

Ekonomik krizin bir sonucu olarak maalesef kiracılarla ev sahipleri sürekli karşı karşıya geliyor. Ev sahipleri rayiç kiraların çok artmasından ve kendi kira bedellerinin düşük kalmasından şikâyet ederken, kiracılar ev sahiplerinin kendilerini gerçeğe aykırı ve türlü oyunlarla yüksek zamlara, tahliyeye zorlandıklarından dert yanıyor. Devlet ise maalesef genel olarak bu duruma “seyirci”.

Geçtiğimiz günlerde geçen bir kanunla “konut” kiralarında 1 Temmuz 2023’e kadar kira artış oranı sabitlendi ve yüzde 25 olarak belirlendi. Bu kanun maddesi kiracıların lehine ise de ev sahipleri kiracıları nasıl tahliye ettireceğinin derdinde. “Kirasını düzenli ödeyen kiracı nasıl tahliye edilir” cümlesinin aratılmasını geçtim, bu aramada yüzde 1700’lük bir artışı “iyi niyetli” bir davranış olarak okumak da pek mümkün görünmüyor.

Kapitalist serbest piyasa ekonomisinin bir sonucu olarak kiracılar kanun hükümleri dışında yalnızlaştırılmış durumda. Bir yerdeki kira veya satış bedelinin nasıl belirlendiği veya neye göre arttığı tamamen serbest piyasanın elinde. Kamu eliyle rayiç bedellere dair bir üst sınır belirlemesi maalesef yok.

Peki kiracılar tamamen yalnızlar mı? Kanun ne diyor? Birkaç faydalı anekdot paylaşmakta fayda var.

  1. Mal sahibiniz yasal artış oranından fazla artış yapmak istiyorsa ve 5 yılınız dolmadı ise herhangi bir dava yoluyla kira bedelini artıramaz. Mal sahibi ancak 5 yılın sonunda kira bedelinin rayiçlerin altında kaldığından bahisle kira bedelinin yeniden belirlenmesi noktasında hâkimin müdahalesini isteyebilir.
  2. Biz oturacağız, oğlum/kızım oturacak gibi ihtiyaç sebebiyle tahliyede salt ihtiyacın belirtilmesi yeterli değildir. Mal sahibi ihtiyaç sebebini de ispatlamalıdır ve sürelere riayet etmelidir. “Ben oturacağım bir aya boşalt” diye bir durum yok özetle. Mal sahibinin aynı bölgede zaten ikamet ettiği kendine ait bir konutu varsa sizi ihtiyaç sebebiyle deyip çıkaramaz. Bir yakını oturacaksa ve onun gereksinimi varsa neden o bölgede/mahallede de oturmasının makul olduğunu ispatlamak zorunda. “Almanya’dan oğlum gelecek” değil, “Almanya’dan oğlum kesin dönüş yaptı, … işyerinde işe başladı ve buraya en makul yer bu ev o sebeple çıkmanız lazım” demeli ve bunların evraklarını gösterebilmeli.
  3. Mal sahibi “Evi satacağım çık” dedi. Çıkmanıza gerek yok, satabilir, yeni alıcı ile anlaşıp devam edebilirsiniz.” Ev doluyken satılmaz o yüzden çık” diye bir şey yok, sizden randevu alırlar, size de uyacak gün ve saatlerde yer gösterme yaptırabilirsiniz.
  4. Mal sahibi “Tadilat yaptıracağım çık” dedi. Tadilat taşınmaz canlıdan arındırılmadan yapılamayacaksa ancak bu durum haklı olur. Binanın yıkılması gerekmiyorsa, esaslı proje değişikliği yoksa, örneğin sadece mutfak, banyo, yerler yapılacaksa bunlar esaslı proje değişikliği değildir, çıkmanıza da gerek yoktur.
  5. Mal sahibi evi sattı, yeni mal sahibiyle kira konusunda anlaşamadınız, “Ben oturacağım hadi çık” dedi. 6 aydan az süre vermeden sizi tahliye edemez ve yine ihtiyaç sebebini ispatlamak zorunda. Yeni mal sahibinin taşınmazı “yatırım amaçlı” aldığını biliyorsanız 6 aylık sürenin sonunda dava açıp davanın sonucuna göre çıkacağınızı söyleyebilirsiniz.

Hukuk kurallarının “kötü niyeti” korumadığı, her zaman yapılabilecek bir şey olduğunu bilin. Mal sahibiniz sizi telefon/SMS ile sürekli adeta taciz ediyorsa telefon/SMS ile iletişim kurmak istemediğinizi, tekrar iletişim kurması halinde şikayetçi olacağınızı, varsa yasal olduğunu düşündüğü bir hakkı ihtarname/dava gibi yollara başvurabileceğinizi, bunun harici görüşmek istemediğinizi belirtebilirsiniz. Her zaman bu konularda bir hukukçudan profesyonel danışmanlık almanız da faydalı olacaktır.

Av. Sercan Aran – Halkevleri Hukuk Sekreteri

Marmara Gölü hızlı bir şekilde suya kavuşturulmalıdır

Marmara Gölü; Gediz Havzası içerisinde bulunan 6 bin hektar büyüklüğünde tarımsal rezervuar özelliğinde bir göldür. 2017 yılında Ulusal Öneme Haiz Sulak Alan olarak tescillenmiş ve koruma kapsamına alınmıştır. Gölde 26 alg türü, 6 zooplankton türü, 11 balık türü, 33 iki yaşamlı türü, 162 kuş türü, 32 memeli türü ve 355 bitki türü bulunmaktadır. Göl özellikle göçmen kuşlar için çok önemli konaklama ve beslenme alanıdır. Marmara Gölü biyolojik çeşitliliği yanında etrafında balıkçılık ve tarım yapan yerleşim yerlerinin geçim kaynağıdır. Marmara Gölü bütün bu özelliklerine rağmen kuruyarak yok olmanın eşiğindedir.

Daha önceki yıllarda da kuruma tehlikesi altında kalan Marmara Gölü yapılan müdahalelerle varlığını sürdürebilmiştir. Ancak 2018 yılından buyana gerçekleşen küçülme gölün varlığını tehdit eder hale gelmiştir. Göle su taşıyacak olanaklar acilen yaratılamaz ise Marmara Gölü yok olacaktır. Bu konuda zaman en büyük eksikliğimizdir. Doğanın saati biz farkına varmasak da işlemeye devam etmektedir. Bu nedenle sorunun kaynağının doğru tespit edilmesi yapılacak uygulama ve projelerin yeniden ekolojik sorunlara, zaman ve para kaybına yol açmaması açısından önemlidir.

Marmara Gölü ve çevresi uzun yıllardır yağışların giderek azaldığı iklimin kuraklığa evrildiği bir bölge haline gelmiştir. Gelecekte durumun daha da kötüleşeceği öngörülmektedir.

İklim krizine bağlı olarak son on yılda göl su yüzeyine düşen yağış miktarı %95 oranında azalmıştır.

Marmara Gölünün yüzey suları ile olan bağlantısı büyük oranda kesilmiştir. Bunun en önemli nedeni Marmara Gölünün ana beslenme kaynağı olan Gördes Çayı üzerine kurulmuş olan Gördes Barajıdır. Barajın yapıldığı yıllarda göle can suyu bırakılması gerekliliğinin bir zorunluluk olarak ele alınmaması bugün de gölün beslenmesini engelleyen sebeplerden biridir. Bugün barajdan göle su aktarılmak istense bile bu mümkün olmayacaktır. Kumçay nehir yatağı üzerinde faaliyette bulunan çok sayıda kum ocağı nedeniyle akış sağlayacak özelliğini kaybetmiştir.

Marmara Gölünün su hacminin azalmasındaki en önemli etkenlerden biride gölü besleyen yer altı sularının azalmasıdır. Tarımsal amaçlı aşırı ve kontrolsüz sulama bu sorunun en önemli nedenidir. Havzadaki yüzey sularının azalması ve kimyasallarla aşırı kirlenmesi nedeniyle yeraltı sularının kullanımı kaynakların kendini yenileme kapasitesi üzerinde artış göstermektedir.

Kumçayı Derivasyon Kanalı’ndan gelen akışın kesilmesine neden olan Gördes Barajı havzalar arası su transferi projelerinden birisidir. Yanlış kent politikaları nedeniyle kendi su havzalarındaki kaynaklarını tüketen metropollerin su ihtiyacı komşu havzalardan sağlanmaktadır. Gördes Barajı da özellikle İzmir’in su ihtiyacını karşılamak amacıyla yapılmıştır. Uzun yıllar Gediz Havzası’nın yer altı sularını kullanan İzmir kenti Gördes Barajından aktarılan suyla havzanın yüzey sularını da ortak olmuştur. Havzalar arası su transferi bir yerdeki sorunu çözerken başka yerlerde ekolojik, ekonomik ve sosyal sorunlara neden olmaktadır. Bu nedenle Bozdağ üzerinden göle su taşımak amacıyla hazırlanan proje iptal edilmelidir.

Marmara Gölü’nün çekilme alanlarının işgal edilerek tarımsal faaliyet yürütülmesi başlı başına bir sorun oluştururken, TİGEM eliyle tarımsal faaliyetin göl tabanında genişleyerek devam ettirilecek olması ekolojik sorunu politik bir sorun haline de getirmektedir. Zira Göl alanı üzerinde yapılan tarımsal faaliyetler biyolojik çeşitliliği yok ettiği gibi gölün geri kalan bölümünü de yaratacağı kimyasal kirlilikle yok edecektir. Göl arazisi üzerinde devam edecek her türlü tarımsal faaliyet göl ve çevresindeki ekosistemi yok ederken gölün fiziksel bütünlüğüne de ortadan kaldıracaktır. Göl tabanının tarımsal faaliyetle jeomorfolojisinin tahrip edilerek bozulacak olması ile Marmara Gölü göl vasfını kaybedeceği gibi, devlet eliyle kiralanarak ranta açılmasıyla bir daha göl haline dönemeyecektir Bu nedenle göl alanında sürdürülen ve yapılması planlanan her türlü tarımsal faaliyet yasaklanmalıdır.

Halihazırda göl tabanında tarım alanı açma ve paylaşım mücadelesi toplumsal felaketler yarattığı gibi bu seferde TİGEM tarafından tarım yapılacak olması yasadışı bu faaliyetlere meşruiyet sağlayacağı gibi yeni rant olanakları yaratacaktır. Kağıt üzerinde koruma altında olan ve bölgenin önemli sulak alanlarından bir olan gölün TİGEM tarafından kiralanarak tarıma açılması ülkenin dört bir yanında sürdürülen rantsal dönüşüm projelerine bir yenisini ekleyecektir.

Marmara Gölü’nün eski canlılığına dönüşmesi karmaşık farklı sorunların bir arada çözümünü gerektirmektedir. Bütün bu sorunlar ve gelişmeler etrafında acil yapılması gereken Marmara Gölü’nün hızlı bir şekilde yeniden yeteri kadar suyla buluşturulmasıdır.

Gediz Nehri üzerinde kurulu Ahmetli Regülatöründen denize boşalan sular Marmara Gölü’ne aktarılmalıdır. Yüksek maliyet nedeniyle çalıştırılmayan regülatörler yerine daha büyük bir maliyetle yapılacak bir projenin gündeme alınması da samimi bir tercih değildir. DSİ bu konudaki sorumluluğunu derhal yerine getirmelidir.

Halkevleri Kent ve Ekoloji Çalışma Grubu

Halkevleri Nedir?

Bu sorunun o kadar farklı yanıtları var ki… Kimisi için okullarda bin bir gerekçeyle yapılan soyguna karşı “dur” derken kavgada tanıştığı bir örgüttür. Çocuğunun ırkçı-gerici-cinsiyetçi-baskıcı zihniyetlerin prangasından kurtarmak isteyenler için bir soluklanma yeridir Halkevleri.

Mahallesinde sağlık ocağı isteyenin, hastane kapısında rehin tutulanın, hastanede güvencesiz çalıştırılanın direnirken yanında bulduğu dostlarıdır kimi zaman.

Ulaşım zamlarına, balık istifi taşınmaya kafası bozulanlar turnikeden atlayıverirken isyanı piyasa karşıtı bir şenliğe dönüştürenlerdir Halkevciler.

Barınma hakkını savunanların kendilerini evlerinden atmak isteyenlere “Sizin arkanızda polis varsa bizim arkamızda Halkevleri var” diyerek direndiği bir ortak çatıdır kimi zaman.

Kırlarda, suyun başını tutmaya çalışan HES’çi şirketlere karşı bir köylü isyanı, kentlerde kontörlü sayaçların takılmasına karşı sayaçların üzerine yapıştırılan “Ben izin vermeden değiştiremezsin” ikazıdır Halkevleri.

Kentleri ve doğayı bitmek bilmez kar hırsıyla yağmalayan sermaye projelerine karşı yaşamı ve doğayı savunanların buluşma adresleridir Halkevleri.

Kimi zaman güvenceli, sendikalı, insanca yaşanabilir bir ücretle çalışma hakkı için mücadele edenler için bir direniş çadırıdır Halkevleri.

İşten atılan işçilerin, insanca yaşamak için direnenlerin dayanışma örgütüdür Halkevleri.

“Üreten biziz, yöneten de biz olacağız!” diyenlerin örgütüdür Halkevleri.

“Artık işe yaramadıkları” düşüncesiyle kendilerini hayattan emekli etmek isteyen neoliberal kapitalizme inat mücadeleden emekli olmayanların “Ülkenin geleceğini kurmakta biz de varız” dedikleri bir örgüttür Halkevleri.

İkinci sınıf yurttaşlık dayatılan engellilerin, “Sadaka, ayrıcalık değil hak istiyoruz” başlıklı direniş fermanının diğer hak mücadeleleriyle buluşma, kaynaşma noktasıdır Halkevleri.

Kadınlar için görünmeyen emeğin “sosyal güvenlik” çığlığı, kendilerini ifade ettiği bir kürsü, tacizcinin kafasına inen bir şemsiyedir, Halkevleri.

Kadınların eşitlik ve özgürlük için mücadele ettiği yerdir, isyan çağrısıdır Halkevleri.

Kimi zaman emeğin öykülerini anlatan bir film festivali, kimi zaman bir müzik şöleni, kimi zaman bir tiyatro sahnesidir. Halkevleri, halkın hak mücadelelerinin gazetelerinin, bültenlerinin, internet sitelerinin elbirliğiyle üretildiği yerlerdir.

Kimisi için bu ülkenin en köklü örgütüdür Halkevleri.

Tarihi yaşayanlar, bilenler, unutmayanlar için ülkenin dört bir yanına yüzlerce kütüphane, tiyatro salonu götürmüş; ilk kurulduğunda, dil, tarih ve edebiyattan güzel sanatlara, spordan müze koluna kadar bir çok alanda faaliyet yürütmüş; ancak defalarca Amerikancı darbecilerin, liberal gerici iktidarların hedefi olmuş, ama bu baskılara boyun eğmemiş bir örgüttür.

Halkevleri, Genel Başkanlarımızdan Ahmet Yıldız’ın 12 Eylül mahkemelerdeki onurlu duruşuyla; Dünya Barış Günü’nde yaptığı konuşma nedeniyle hapse atılan Genel Başkanlarımızdan Abdullah Aydın’ın “kardeşlik” mücadelesiyle; kontrgerillaya hak ettiği sıfatıyla hitap ettiği için öğrencilerinden koparılarak hapse atılan Genel Başkanımız İlknur Birol’un faşizme karşı simgeleşen duruşuyla hatırlanmaktadır.

Seveni olduğu gibi sevmeyeni de olan bir örgüttür, Halkevleri.

Halkın tüm sosyal haklarından vazgeçerek sadaka ve yardımlara “razı olması”nı isteyenler için Halkevleri’nin yükselttiği hak mücadeleleri bir “illet”tir. Emperyalizmin projelerinde görev alan kapıkulları için Halkevleri’nin “defteri derhal dürülmelidir”. Emekçileri birbiriyle düşman ederek kendi iktidarlarını sağlamlaştırmaya çalışanlar için bir tehdittir, Halkevleri.

Halkın “kaderine boyun eğmesi gerektiği”ni söyleyen, tüm toplumu cemaatleştirmeye çalışan gerici iktidarlar için baş belasıdır.

Ancak Halkevleri, ülkenin dört bir yanında kendi hayatları üzerinde söz ve karar sahibi olmaya girişen yoksulların, emekçilerin öz örgütüdür.

Halkevleri nedir, sorusunun halk için ortak yanıtı “Bu dünyaya piyasa malı olmak için gelmedik” diyenlerin çatısı olmasıdır.

İşçiler, emekçiler, çocuklar, gençler, kadınlar, engelliler, emekliler, köylüler, bilim insanları, aydınlar…

Haydi, eşitliğin, özgürlüğün, kardeşliğin, aydınlığın çatısı altında buluşmaya!