1 Mayıs’ta Taksim’deyiz!

06.04.2026

2026 1 Mayıs’ını emperyalizmin, işbirlikçi Saray iktidarının ve savaştan beslenen sermayenin işçi sınıfına ve ezilen halklara karşı saldırılarını tırmandırdığı bir dönemde örgütlüyoruz.

Temmuz ayında NATO zirvesine ev sahipliği yapacak olan Türkiye, emperyalizmin bölgesel savaş planlarında ön cephe ülkesi haline getiriliyor. ABD emperyalizmi ile sıkı bir işbirliği içinde hareket eden Saray iktidarı, sırtını Trumpa yaslayıp örgütlü muhalefet güçlerine ve işçi sınıfına karşı dizginsiz bir saldırı yürütüyor. Türkiye pandemi ve Ukrayna savaşının ardından bir kez daha ağır bir yoksullaştırma dalgası ile karşı karşıya.

Ülkemiz, emeğimiz, doğamız, kentlerimiz, bütün yaşamımız yağmalanırken Saray iktidarı, kendi halkını satanbir iktidar olmanın korkusunu üstünden atamıyor. Bu halk çeyrek asırlık iktidarına ve elinden geleni ardına koymadığı saldırılarına karşın, Saray karşısında teslim bayrağını çekmedi. İktidarın toplumsal destek temelini giderek zayıflatan sınıf eksenli hoşnutsuzluk, tepki ve direniş eğilimleri büyüyor.

Tüm temel toplumsal hakları gasp edilen emekçiler açlığa, yoksulluğa ve ölümcül çalışma koşullarına mahkum ediliyorsaDemokrasinin ve hukukun kırıntısına dahi tahammül kalmadıysaAnayasa hükümleri uygulanmıyor, seçme ve seçilme hakkı yok ediliyorsaEmeğin örgütlenme ve grev hakkı tanınmıyor, sendikacılar tutuklanıyorsaPolis ve jandarma sermayenin yağma planlarına kalkan oluyor, kentini ve doğasını savunanlar tutuklanıyorsa… İşçi sınıfının iktidar mücadelesini, sosyalizmi savunanlar hedefteyseOrganize sanayi bölgeleri, üniversite kampüsleri, ormanlar abluka altındaysa… İfade özgürlüğü yoksa, gazeteciler hapisteyse, toplantı ve gösteriler yasaksa, meydanlar yasaksaSaray, Türkiye işçi sınıfının bir politik özne olarak meydana çıkmasını engellemeye çalışıyorsaDireniş meşrudur, görevdir, haktır!

Türkiye işçi sınıfı; eşit, özgür ve insanca yaşanacak yarınlara dair bütün özlem ve talepleri ile Saray’ın korkularını gerçek kılabilecek tek güçtür. İşçi sınıfının sistem karşısındaki politik iddiasını ortaya koyduğu gün olan 1 Mayısta ne yapılacağı bu nedenle özellikle önemlidir. İşçi sınıfına söz, mücadele ve yaşam hakkı tanımayan iktidarın yasaklarına boyun eğip, gösterdiği sınırlar içine mi hapsolacağız? Yoksa 1 Mayıs’ı 1 Mayıs Meydanı’nda; Türkiye işçi sınıfının tırnaklarıyla söke söke kazandığı, tarihsel, Anayasal, en meşru hakkı olan Taksim Meydanı’nda mı kutlayacağız? Bu, Türkiye işçi sınıfı açısından bir politik varlık-yokluk kavgasıdır. Taksim, sadece tarihsel bir meydan değil, işçi sınıfının bir toplumsal sınıf olarak varlığının, kendini alternatif bir toplum olarak örgütlenmesinin, yepyeni bir insanlığın simgesidir. Taksim parçalanmış bir sınıfın ve bölünmüş bir hakın birliğinin simgesidir.

2025te 19 Mart isyanının da etkisiyle, mücadeleci sendikaların, kendisini sınıf mücadelesinin bir parçası olarak ifade edenöğrenci hareketinin ve devrimcilerin iradesiyle Taksim hedefi güçlü bir şekilde ifade edilmiştir. Halkevleri, Günün devrimci görev ve sorumluluğuna sırt çeviremeyiz! 1 Mayısta Taksim gereklidir, haktır, mümkündür!diyerek, bu kolektif iradenin örgütlenmesinde üzerine düşen sorumlulukla hareket etmiştir.2025ten 2026ya şu dersler kalmıştır: 1 Mayıs’ın gerçek adresi Taksimdir! Taksim dışında bir adresin çağrı ve etki gücü yoktur!

Geçtiğimiz yıl 1 Mayısta Taksim iradesini örgütleyen sendikalar ve sosyalistler bu yıl da bu inisiyatifi genişleterek ve geliştirerekilerletme eğilimindedir. Geçtiğimiz yılın deneyimlerini göz önünde bulundurarak en geniş kesimlerin katılımını sağlayacak bir süreç planlanmalıdır. Taksim kararlığında olanlar olarak, hiçbir görevi dışarıya havale etmeden, sürecin sorumluluğunu bütün boyutlarıyla bizzat üstlenmemiz ve yerine getirmemiz gerekmektedir.

2026da sınıf hareketi içinde Taksim kararlılığını ortaya koyan politik ve sendikal öznelerin sayısı çoğalmış, ön hazırlıklar nisan ayı gelmeden başlamıştır. Farklı zeminlerde yürüyen tartışmalarda Taksim yönünde bir irade öne çıkmaktadır. Tartışma, bir günlük eylemtartışmanın ötesinde işçi sınıfının savaş, yoksulluk ve baskılar karşısında sözünü, iradesini güçlendirmeye yönelik ön çalışmaları ve 1 Mayıs sonrası emperyalizme karşı mücadelegündemli ortak mücadeleleri de kapsayacak şekilde yapılmaktadır.

Halkevleri olarak, bu yıl da 1 Mayısta Taksimde olunması gerektiğini ve Taksimde olacağımızı ilan ediyor, sözümüzün yüklediği sorumluluğu alıyoruz. 1 Mayıs’ı örgütleme görevini dışarı havale etmeden, oyalama taktiklerine meydan vermeden, vakit kaybetmeden, geçmiş yıllardan çıkardığımız dersleri yok saymadan, Taksim kararlılığı gösteren tüm dostlarımızla omuz omuza kolektif bir irade geliştireceğimizi beyan ediyoruz.

Taksim 1 Mayıs alanıdır!

Vermeyecekler, alacağız