Patriyarkanın, Saray’ın, emperyalizmin yıkımına karşı “ parolamız yaşam” diyerek sokakları kuşatmaya geliyoruz. Bu 8 Mart’ta da hayatı bize dar edenlere karşı sokakları mora boyamaya geliyoruz.
Kadın düşmanlarının peşindeyiz. Eşit, özgür, güvenceli bir yaşamın peşindeyiz. Düşlediğimiz ve hak ettiğimiz hayatı alacağız.
Dünyanın dört bir yanında savaşlar, işgaller, yoksulluk ve sömürü artıyor. Emperyalizm dünyanın dört bir yanında toprağımıza, havamıza, emeğimize, bedenlerimize ipotek koymaya çalışıyor. Ancak biz kadınların dayanışması ve isyanı tüm dünyayı sarıyor.
Dünyanın tüm sokaklarında eşit, özgür ve güvenceli bir yaşam için isyandayız!
Savaş ve işgal altında kadınların bedenleri ganimete, intikam aracı birer nesnelere dönüştürülüyor. Sonsuz para ve güce sahip erkekler dünyanın dört bir yanında çocukları kaçırıp, istismar edebiliyor.
Kadın ve çocuk bedenlerini kullanılıp atılan nesneler haline getiren bu düzene karşı isyandayız! 8 Mart’ta sokaktayız.
Dünyada ve ülkemizde hayatlarımıza, bedenlerimize, özgürlüklerimize açılmış bir savaşın içindeyiz. Bir yanda kadın bedenlerini hedef alan savaş politikaları, bir yanda “Aile Yılı” politikaları ile emeğimize, bedenimize, hayatlarımıza savaş açmış bir iktidar. “Kutsal aile” safsataları ile bir yandan ev içi emeğimiz daha fazla sömürülürken bir yandan da ‘ev işleri ile uyumlu’ esnek, güvencesiz işlere zorunlu bırakılıyoruz. Yoksulluğun faturası her yönüyle omuzlarımıza yıkılıyor.
Emeğimizi sömüren patronlara, Saray’a, kocaya, babaya karşı isyandayız. Eşit ve güvenceli çalışma hakkımızın peşindeyiz. 8 Mart’ta sokaktayız.
Kamusal hakları paralı hale getiren iktidar kadın sağlığını üremeden ibaret görüyor. Nitelikli, parasız, erişilebilir sağlık hakkımızın peşindeyiz. 8 Mart’a sokaktayız!
Kadın düşmanı politikalar canımıza kast etmeye devam ediyor. Bu ülkede kadınlar ceplerinde uzaklaştırma kararı ile sokak ortasında öldürülüyor. 24 saat içinde 6 kadının erkek şiddeti ile öldürüldüğü bir ülkede her gün yaşam savaşı veriyoruz. 8 Mart’a giderken birbirimizi yaşatmak üzere bir kez daha söz veriyoruz. Erkek şiddetine karşı dayanışmamızı büyütüp, feminist özsavunmamızı kuşanacağız.
Kadın düşmanlarının peşindeyiz. 8 Mart’ta sokaktayız.
Aile politikaları ile LGBTİ+’lara yönelik nefret her geçen gün daha da tırmanıyor. Varoluşlarımızı hedef alanlara karşı “Ben yaşadıkça sen çıldır” diyerek gökkuşağının tüm renkleri ile 8 Mart’ta sokaktayız.
Hayatlarımızdaki şiddet, kadın düşmanlığı, nefret politikaları Diyanet fetvaları ile dinci gericilikten besleniyor. Eğitim alanı başta olmak üzere kamusal alanlar dinselleştiriliyor. Yaşamlarımızı, bedenlerimizi tahakküm altına alan dinci gericilik karşısında feminist laiklik bayrağımızla 8 Mart’ta sokaktayız.
Dünyanın tüm sokaklarında patriyarkanın ve emperyalizmin yıkımına karşı direnen kadınların sesini sesimize katıyoruz.