Emperyal saldırılar karşısında İran’ı ve bölge halklarını neler bekliyor?-Bianet Röportaj

04.03.2026

“Anti-emperyalist mücadele hattına ihtiyaç var”

Halkevleri Genel Başkanı Nebiye Merttürk: ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısı, Trump ve Netanyahu yönetimlerinin öne sürdüğü hiçbir gerekçe ile haklılaştırılamayacak, açık bir emperyalist-Siyonist saldırganlıktır. Saldıran emperyalizm, saldırıya uğrayan İran halkıdır. Bu, tarafsızlık görünümlü “ne o ne o” demagojisine kapılmadan, ikirciksiz bir şekilde karşı çıkılması gereken haksız bir savaştır. Halkevleri olarak savaş başlayınca ifade ettiğimiz tutumumuz da nettir: “Emperyalist-Siyonist saldırganlığın karşısında İran halkının yanındayız!”

ABD, insanlığa karşı nükleer silah kullanmış tek güç; onun Ortadoğu’daki kolu İsrail de NPT’ye dahil olmayı reddeden, uluslararası hukuk tanımayan ve bir soykırım suçlusu tarafından yönetilen bir haydut devlet. İran’ın saldırılar gerçekleştiğinde halihazırda ABD ile masada müzakere ettiği ve uluslararası denetime açtığı nükleer çalışmalarının gerçek neden olmadığını hepimiz biliyoruz. Trump da zaten dalga geçer gibi ortaya attığı “nükleer” söylemini saymazsak, fazlasıyla açık sözlü ve dünyadaki bütün devletlere diz çöktürmek istediğini; ABD’nin çıkarları doğrultusunda dünyadaki kilit enerji kaynaklarını, ticaret kanallarını, nadir elementleri kendi kontrolü altına almak istediğini, sömürgeci emellerini gizlemiyor.

Dünyaya kan, yoksulluk, sömürü ve gerici-faşist rejimlerden başka bir vaadi olmayan Emperyalizm ve Siyonizmin bu saldırısı İran rejiminin gerici karakteri ile ilgili değil, ABD ve İsrail çıkarlarına biat etmemesi nedeniyledir. İran’da bir rejim değişikliği olacaksa bu bir dış müdahale ile değil İran halkının mücadelesi ile olmalı, İran’ın geleceğine İran halkı karar vermelidir. Emperyalist saldırganlık ise İran halkının eşitlik ve özgürlük mücadelesini boğmaktan başka işe yaramaz. Biz İran halkının eşitlik ve özgürlük mücadelesine karşı kayıtsız olduğumuz için değil, tam da esasen bu mücadeleyi önemsediğimiz ve İran halkının yanında olduğumuz için, bugün emperyalist-Siyonist saldırganlık karşısında tutum almak gerektiğini söylüyoruz.

Diğer yandan ABD-İsrail’in İran’a saldırısı bizim için bir “dış” gündem değildir. Bu saldırı öncesinde bölgemizi ve ülkemizi uygun hale getirmeye yönelik askeri ve siyasi dizayn hamleleri yapıldı. Savaşın etkisini biz başlamadan önce gördük. Erdoğan’ın Trump’la işbirliği sözüne karşılık azınlığa düştüğü halde desteklenmesi, İmamoğlu’nun bir Erdoğan-Trump temasının ardından hapse atılması ve Kürt hareketinin müzakereye zorlanması bu sürecin ön hazırlıklarıydı. Şu an savaşın fiilen içindeyiz de. Kürecik Radar Üssü, İran’a karşı İsrail’e ve ABD’ye istihbarat sunmakta, Konya ve İncirlik’teki askeri üsler ABD-NATO hizmetinden bu savaşa doğrudan ya da dolaylı destek sunmaktadır.

Ülkemiz maalesef NATO üyeliği ve AKP’nin ilerlettiği işbirlikçi politikalar nedeniyle bu savaşın bir parçasıdır. Henüz sıcak bir çatışma içinde olmamamız ileride ateşin bize de sıçramayacağı anlamına gelmemektedir. İran’a saldırıyı kolaylaştırdığı gibi, bölgemizdeki ateşi harlayan ve ülkemizi tehdit altına sokan, kendi iktidarına destek almak için Trump yönetimi ile iyi geçinmeye çalışan AKP iktidarının işbirlikçi tutumudur. Şayet emperyalizm ve halk düşmanı İslamcı-faşist siyaset karşısında bir tutum almak gerektiğinden söz ediyorsak, doğrudur. Türkiye’deki emperyalizm işbirlikçisi gerici faşist iktidar koalisyonu karşısında tutum alınmalıdır. Savaşın bölgemizi sardığı koşullarda, Temmuz’da düzenlenecek NATO zirvesini de görerek, etkin bir anti-emperyalist mücadele hattına ihtiyaç duyulmaktadır. Halkevleri bu süreçte gerek kendi programı ile gerek toplumsal muhalefetin geneli ile omuz omuza vererek, Türkiye halklarının mücadelesini anti-emperyalist içeriği ile kavrayarak,  sokaklarda, mücadelenin içinde olacaktır.